1 Nisan 2010 Perşembe

Orhan Veli Şiiri Öldü!

Bugün bir nisan.

O saçmasapan şakalarınızı yaptınız mı? Yapıp bitirdiyseniz artık sokağa çıkmak istiyorum.

And here's the question:
Son bir yıldır Şiir için ne yaptınız?



(Hiçbirşey yapmadıysanız bari sitedeki yeni ankete oy verin.)

Orhan Veli Şiir Ödülü






Şu uğrunda yanlış anlamaların olduğu, benim de okumadığım şiir penceresi adlı gruba üye oldum henüz.*
Bana ilk gelen mail de Orhan Veli Şiir Ödülü diye birşey oldu. Abi baktım. Utanmasam "Orhan Veli Şiiri Öldü" diye yanıt yazacağım. Ama OrhanVeli'ye ayıp olacak.
Teh. Allahım. 21. yüzyılda hâlâ nelerle uğraşıyoruz yahu.

*Ö. ince muhabbetleri olmuştu bir ara. Ben de bu şiirdışı polemiklerden haberim olmadan, alan kavgasına müdahil olmuş oldum. Hani sokakta bir kavgayı ayırmaya kalkarsanız en sağlam yumruğu siz yersiniz ya. Öyle birşey.
Tıpkısı ve aynısı ATM'de(1) sıra beklerken, sıra size geldiğinde Bankamatik'te(2) para biter. İşte Öyle Birşey.

1- Automated Teller Machine. (Otomatik Vezne Makinası)
2- Bildiğin para çekme makinası. Aynısı yani bir evvelkinin.

Bir de unutmadan; en iyi şiir yıllığı boxer dergisinin yayımlamış olduğu şiir yıllığıdır. Godard filmi verdiği sayısında, İsrail askerlerinin özlemlerini, aşklarını ve vatan sevgilerini anlatan şiirlerin olduğu.

Ve yılın en iyi şiiri de, değeri bir türlü anlaşılamamış olan "Nobre'nin Tribünlere Koşması"dır.

24 Mart 2010 Çarşamba

Theo Theo dediğin nedir ki gülüm. Ben senin için Zeki'yi göze almışım.

*Benicio Del Toro, küçükparkta.

Az evvvvel Zeki Demirkubuz'la sokakta rastlaşıp, "nasılsın zeki abi" diyip "iyiyim sen" diye karşılık almanın şokundayım. İstanbul'da olsak anormal değildi, ama izmir'de yaşanınca bu olay biraz tuhaf kaçıyor.

Malum bir arkadaşımın ( o kendini iyi biliyor) Angelopoulos'un domuz gribi vakasından sonra yeniden izmir'e gelmesini bana haber vermedi, ben de Demirkubuz'u gördüm.

Vallahi bravo diyesim var, Zeki D. gördüğü yüzü unutmuyor anlaşılan. Bir de Benicio Del Toro'yu gördüm, fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedim.

15 Mart 2010 Pazartesi

Sitede anket yapılmaya devam edilsin mi?

  • Evet, edilsin. %33
  • Hayır, edilmesin. %0
  • Hem katılıyorum hem katılmıyorum (Ne edilsin, ne edilmesin) %0
  • Sarışınlar boktur. %66


Bu günlükteki son anket, bu fi tarihinden kalma anketti. Altı kişi yanıtlamış.
Sonunda güncellemeye karar verdim. (Yeni anket Cuma gününden [19 Mart] itibaren güncelliğini yitirecek.)

Bu saçma blogu bile yaklaşık 60 kişi izliyorsa (sürekli olarak 17 kişi felan sanırım), varoluşsal sancılarını döktüren, bundan daha saçma blogları kimbilir kaç kişi izliyordur.

Adam gibi blog tutup da çok izlenen herhalde bir Hande vardır. (Handenin bloglarından birini, en pek takip ettiğimi, dönüp dönüp dönüp baktığımı söyleyeyim: kendine konvansiyonel) Nasıl yapıyor bunu ilk fırsatta soracağım kendisine. Sanal çevre mi gerek yoksa çevre mi gerek. Gerçi izlenmek gibi derdim olmadığını görüyorum şuanda. Arada bir bakılması benim ihtiyacım olan. "Aa, bu da varmış bak" denip kapatılmak. Duygu kusmuklarınızla mutluluklar dilerim.

Bense saçma olanı yapmaya devam etmekte karalıyım. Çok yaşa Mirkelam.
Yaşasın İsmayil Yekaa ve Alamancılık Ülküsü. Yaşasın, bir grek tanrısı olarak, Kaos.

14 Mart 2010 Pazar

Uzaktan duyduğumuz...


TEKEL TEKEL diyordunuz... Aha noldu?
Gittik, gördük, beğendik, bütün solcular toplandık, sorduk nerden yıprandık, bizonlardan hoşlandık*, şiir bakanlığına bin selam!

Bir de şiir bakanlığının resmi yayın organında, uzun zamandır konuşulan kehanetler gerçek oldu. Kısırlık sonunda ortaya çıktı. Üç beş adam, eş dost aynı şeyleri yazıp durursanız işte böyle ne deneme, ne şiir, ne öykü çıkaramazsınız. Yukarıdaki fotoğraf da benim TEKEL hatrına Barış Çetinkol'e doğumgünü armağanım olsun. Ve dahi Eren Barış'a.

*Feci halde yalınmıyorsam Selçuk Erdem espirisiydi.