24 Mart 2010 Çarşamba

Theo Theo dediğin nedir ki gülüm. Ben senin için Zeki'yi göze almışım.

*Benicio Del Toro, küçükparkta.

Az evvvvel Zeki Demirkubuz'la sokakta rastlaşıp, "nasılsın zeki abi" diyip "iyiyim sen" diye karşılık almanın şokundayım. İstanbul'da olsak anormal değildi, ama izmir'de yaşanınca bu olay biraz tuhaf kaçıyor.

Malum bir arkadaşımın ( o kendini iyi biliyor) Angelopoulos'un domuz gribi vakasından sonra yeniden izmir'e gelmesini bana haber vermedi, ben de Demirkubuz'u gördüm.

Vallahi bravo diyesim var, Zeki D. gördüğü yüzü unutmuyor anlaşılan. Bir de Benicio Del Toro'yu gördüm, fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedim.

15 Mart 2010 Pazartesi

Sitede anket yapılmaya devam edilsin mi?

  • Evet, edilsin. %33
  • Hayır, edilmesin. %0
  • Hem katılıyorum hem katılmıyorum (Ne edilsin, ne edilmesin) %0
  • Sarışınlar boktur. %66


Bu günlükteki son anket, bu fi tarihinden kalma anketti. Altı kişi yanıtlamış.
Sonunda güncellemeye karar verdim. (Yeni anket Cuma gününden [19 Mart] itibaren güncelliğini yitirecek.)

Bu saçma blogu bile yaklaşık 60 kişi izliyorsa (sürekli olarak 17 kişi felan sanırım), varoluşsal sancılarını döktüren, bundan daha saçma blogları kimbilir kaç kişi izliyordur.

Adam gibi blog tutup da çok izlenen herhalde bir Hande vardır. (Handenin bloglarından birini, en pek takip ettiğimi, dönüp dönüp dönüp baktığımı söyleyeyim: kendine konvansiyonel) Nasıl yapıyor bunu ilk fırsatta soracağım kendisine. Sanal çevre mi gerek yoksa çevre mi gerek. Gerçi izlenmek gibi derdim olmadığını görüyorum şuanda. Arada bir bakılması benim ihtiyacım olan. "Aa, bu da varmış bak" denip kapatılmak. Duygu kusmuklarınızla mutluluklar dilerim.

Bense saçma olanı yapmaya devam etmekte karalıyım. Çok yaşa Mirkelam.
Yaşasın İsmayil Yekaa ve Alamancılık Ülküsü. Yaşasın, bir grek tanrısı olarak, Kaos.

14 Mart 2010 Pazar

Uzaktan duyduğumuz...


TEKEL TEKEL diyordunuz... Aha noldu?
Gittik, gördük, beğendik, bütün solcular toplandık, sorduk nerden yıprandık, bizonlardan hoşlandık*, şiir bakanlığına bin selam!

Bir de şiir bakanlığının resmi yayın organında, uzun zamandır konuşulan kehanetler gerçek oldu. Kısırlık sonunda ortaya çıktı. Üç beş adam, eş dost aynı şeyleri yazıp durursanız işte böyle ne deneme, ne şiir, ne öykü çıkaramazsınız. Yukarıdaki fotoğraf da benim TEKEL hatrına Barış Çetinkol'e doğumgünü armağanım olsun. Ve dahi Eren Barış'a.

*Feci halde yalınmıyorsam Selçuk Erdem espirisiydi.

16 Şubat 2010 Salı

Passenger / Deftones


Yolcu

Buraya büzülüyorum
Hâlâ, soluk soluğa
İşte hep olduğu gibi
Hâlâ dahasını istiyorum
Yandaki dikiz aynalarından
Kim takar geridekileri
İşte hep olduğu gibi
Hâlâ senin yolcunum
Deri yüzeylere geçirilmiş, iliştirilmiş krom düğmeler
Bu gibi şeyler ve öbür şanslı tanıklar
Beni yatıştırmak üzere
Ama bu kez hoşgörmeyeceğim
Daha hızlı sür
Arabanın camlarını aç
Bu serin gece havası pek meraklı
Bırak tüm dünya içeriye baksın
Kim ne bekler ne görür ki
Ben senin yolcunum
Ben senin yolcunum
Yık bunları ve
Üzerime geçir
Hoş rahat koltukları
Dizlerine minder olan
Şimdi beni yatıştırmak üzere
Beni bir daha dolaştır
Sakın kenara çekme
Bu kez daha hızlı süremez misin
Arabanın camlarını aç
Bu serin gece havası pek meraklı
Bırak da tüm dünya içeriye baksın
Kim aldırır, kim neyi görür bu gece
Arabanın şu buğulu camlarını aç
Soluğumu yakalayan
Ve sonra yürü ve yürü ve yürü ve götür beni
Evime ve geri buraya
Beni bırakma
Götür beni kıyıya

Çeviri: D.E.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Red Kit'ten sert yanıt



Asıl adı Lucky Luke olan Red-Kit'in bildiğimiz adı sanırım Halit Kıvanç tarafından yazınımıza kazandırılmıştı.

Oğuz Atay'ın "Korkuyu Beklerken"inde sigara içilmesine gelen ceza tiyatrocuları kızdırmıştı. Bakan da "Sanat sanat deyi deyi çocuklarımıza kötü örnek olacaklarsa yakınmanın anlamı yok" demiş. Ulan örnek alıp sigaraya başlayacak çocuğun o oyunda ne işi var? Hem sanatçı adam istediğini yapamayacak da bu dünyada kim yapacak? E tabi sansür kapsamında değerlendirilmedi bunlar hiç bir ağızdan. Ben görmedim. Demokratikleşmeden söz eden bir hükümet, sözlerinin nasıl da palavra (palabra: İsp. söz, sözcük, laf.) olduğunu ancak böyle kanıtlayabilirdi.

Bugün sigara yasağıyla sanata sansür getiren adam yarın teşhircilik kapsamında tiyatroda sinemada cinsel cinsel sahneleri kötü örnek oluyor, çocuklar küçük yaşta cinselliğe başlıyor, diye yasaklar valla. Benden söylemesi.

Red-Kit'i örnek alsınlar demiş bakan bir de. Bak, demiş, Red-Kit'in yazarı sigarayı attırıp ot aldırdı; siz de öyle yapın. Senin sanat anlayışına ilk olarak kültür bakanın karşılık vermiyorsa sıçayım öyle hükümete. Demokrasilerini de alsınlar, doooğru amrikaya, hondurasa, iran'a. Hadi canım başka kapıya.

Ayrıca Sayın Sağlık Bakanımız Recep Akdağ da Red-Kit'in yazarının adını bilmiyormuş. Hey gidi Morris*, kaynak belirtmeden alıntı yapıyorlar eserlerinden.

*Maurice de Bevere (Morris) : Red-Kit serisiyle bilinen Maurice de Bevere'in müstear adı Morris'tir. 2001 yılında ölen Morris, arkasında pek güzel nesiller bıraktı. Belçika'da doğup Belçika'da ölen Morris vahşi batıyı aslında hiç görmemiş.