ırkçılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ırkçılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2010 Pazartesi

İşte bu faşizmin-

Faşizm sadece reytingiçinhaber programlarına çıkmakla olmuyor. Onuruyla ölen gazetecilerin arkasından isim muhabbeti yapıp küfürler etmek de tatamam kafatasçılık.

Sizin dininizi de görüyoruz, elbet bizi de ezer, kim gelirse gelsin yolunuza devam edersiniz sayın dinibütün. Beyaz berenizi görüyoruz. HRANT'a giydirdiklerinizi, siyah şemsiyelerinizi de.

Bu yüzden oradasınız, orada kalacaksınız. Senin popülizmin, kıçında açacağın siyah şemsiyen varsa bizim de inancımız var. Belki beyaz berenle gazeteci öldürmüyorsun ama, belki de sırf ermeni olduğu için şerefsizlik ediyorsun.

Şiir dışında her yol var.

3 Ocak 2010 Pazar

Beyaz ve Sarı Türklük


Islak imzalarla yada kaşelerle yahut karbon kopyalarla, nasıl onaylanırsa onaylansın, bir açılımdır gidiyor. Açılımlarla ilgili görüşlerimi daha önce bir notumda belirtmiş idim.

Ancak şu işe bakın ki açılımlar bitti. En son alevi, çingene ve kürt açılımlarından sonra açılımlar bitti gibi. Şimdi de pozitif ayrımcılıktan söz ediliyor.

Anlamadığım nokta nasıl olacak bu iş. Kadına pozitif ayrımcılık dendi, üstün özellikleri (üstün özellik kapitalizmin bir oyunu tabi) olmasa da kadın işçiler, çalışanlar bir adım öne geçtiler. Şimdi de kürtler, aleviler ve çingeneler mi bir adım önde olacaklar bu pozitif ayrımcılık meselesinde?
Bir ülkede bir zamanlar ermenisi kazanacak, rumu kazanacak, arabı kazanacak, türkü, çingenesi, alevisi ve kürdü kazanamayacak, savaşlarda ölecek, şamar oğlanına dönecek; gün gelecek devran dönecek, rumu kazanacak, arabı kazanacak, kürdü kazanacak, çingenesi kazanacak, türkü yine kaybedecek, şamaroğlanına dönecek. Nassı' bi' dünya lan burası?
Bizleri yüzyıllar boyunca yöneten oğuzların her cepheye her sıkıntıya karşı kullandığı ilk koz hep türkmenler (yörükler) ve kürtler oldu. İskân siyaseti sırasında katledilenler de yörüktü. Kürtlere, rumlara, yahudilere, ermenilere; Türkiye'de yapılan bütün baskıları türklere biçtik bu güne kadar. Türklere yapılan bu baskılar ne öyleyse.

Burda aciz kalarak sorabildiğim birkaç soru var:
  • Madem türkler de baskı görüyorlar, öyleyse bu ülkeyi hangi etnik gurup yönetiyor? (Ulus devletmişiz ya ondan, bir etnik gurubun yönetimi olması gerek)
  • Oğuzlar türk değil, kürt değil, slav değil, etnik değil, köken değil. Ne la bunlar?
  • Kıpçaklar olaya nerede dahil olmaktadır?
  • Luke Dagobah'tan erken ayrılmakla iyi mi etti? Kalıp da Yoda'dan aldığı Jedi eğitimini tamamlamalı mıydı?
  • Anakin daha henüz ikinci bölümde etnik kimliğini, oğlu Luke'a açıklamakla doğru mu etti? Asiler bunu kendisine karşı mahalle baskısı yapmak üzere kullandılar mı?
  • İsmet Özel kendi söylediklerine kendisi inanmakta mıdır?
  • İnsan nedir?
  • İnsan var mıdır?
"İnsan acizdir muhtaçtır çok artislik yapmamalıdır."
-Ah Muhsin Ünlü

16 Ağustos 2009 Pazar

Kimin ırkı, nasıl ırk?


Sizce gerçekten de beyaz ırktan amerikalı yurttaş, bir yerlinin karşısında böyle susar mı?

Aynı tribünde bir taraftar gurubu futbolcu Eto'o'ya maymun taklidi yaparken kendi takımlarında çok sevdikleri zenci futbolcuları neden akıl etmez.

Bunu empatiyle mi yoksa işine gelmeyle mi açıklayabiliriz.
Yoksa açıklayamaz mıyız?

Psikoloji başta olmak üzere sosyal bilimler bizim davranışlarımızı çözmek için değil, belgilemek için var. Tasnif etmek için.

Pozitif bilimlerin olduğu yerde ırkçılık, stalinizm, kemalizm, faşizm köktendincilik gibi aidiyetin acziyetinden beslenen meclisler oluşmaya devam edecektir. Bu meclislerin ve kazandıkları/kazanmaya çalıştıkları iktidarların en büyük düşmanı ise sanat ve genelinde şiirdir.

Bilim, Sanat ve Siyaset aynı aileden çıkan fertlerse, eğitimde çarpıklıkla karşılaşırız. Son tahlilde bu üç ayrı dal aynı kökenlerden gelir, aynı dinamiklerle hareket eder. Ayrışımsa algıların yönlendirilmesindedir. Dolayısıyla Bilim ırkçılığı yaratırken, Siyaset bundan rant sağlar, öyleyse sanat da bunu yoketmelidir.

Sanatçı duyarlılığı diye adlandırılarak yakıştırılan saçmalığın özü budur. Halk nasıl olduğunu bilmese de toplumsal hafızasının yanılacağını anlar ve toplumsal bilinçaltını oluşturmaya çabalar. Bu sanatın (şiirin) da ötekileştirmediği demek değildir. Ancak sanatın ötekiliği her zaman muhalefette kalacak bir farkındalığdır.

Böyleyse şiirin yenmesinde, içilmesinde sakınca yokken; alınıp satılmasında sakınca vardır.

Şiiri pay olmaktan çıkarıp payda haline getirmeye...


"sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi

o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin

hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin


-yoksa seni rahatsız mı ettim?"
-Ah Muhsin Ünlü-