Sanki hergün çok eğleniyoruz, durmadan birşeyler yapıyoruz gibi, filmde gördüğünüz yürüme sahnelerine çok diyorsunuz. Sizleri, tıpkı gerçek hayatınızdaki gibi aksiyonun eksik olmadığı Hollywood filmlerine davet ediyorum (Mesela PointBreak'e). Ya da daha iyisi en yakınınızdakileri başka en yakınınızdakilerle aldatmanın en iyi yolarını öğreten Yaprak Dökümü'ne, Aşkı Memnu'ya. Ya da 40 sayfada halloluveren Suç ve Ceza çizgi romanlarına.*
Dolu dolu hayatlarınızda başarılar.
*Ağlayarak hızlı okuma kursu aldıktan sonra "Savaş ve Barış"ı okudum. Olay Rusya'da geçiyordu.
Woody "Woodpacker" Allen.
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Nisan 2010 Perşembe
14 Kasım 2009 Cumartesi
Sen ağlama anam açılım çoktur
Yakın
Dün Ücra ve Tesmeralsekdiz için Yakın'daydım. Son iki ayda şiir kitaplarının rafları ikinci kez değişti. Yakın zamanda ÖSS-LGS-ALES-TÜS-YMS-LES-YDS-YMS kitaplarının yanına geçirebilirler. Ön ve vitrinik raflarda ise Kürt politikası (çok üzmeyerek) ile (anaparaca) Sekrıtvari kitaplar göze çarpıyordu (Nil Gün ablanın fare tuzakları, Ferrarisiyle artık ne yaptığını anlayamadığımız bilge, Ebru Şallı ile pilates, vb.) (çok üzerek).
Şiirimiz mor külhanimiş abiler
Daktiloya çekilmiş şiirleri buldum. Daha önce nasıl da farkedememiştim. Mor kapaklı olduğuna yordum. Birkaç hafta önce yapılan bilimsel bir çalışmayla da kanıtlanmış. Morsu/pembesi kapaklı kitapları erkek okuyucular almazmış. Everest'e sesleniyorum yaptığınız yanlış, hemen bunu telafi edin. Nilgün Marmara gibi bir şair grisi/siyahsı kapakları hakediyor.
Pipet
Bugün yeni birşey daha öğrendim. Pipet ilk çağlarda ayraç olarak kullanılırmış. Latince pipe boru demek iken seperatum'a göndermeyle buradaki kelime kökünün son harfi alınarak pipet denmiş. Kötü bir çeviriyle "boru"+"(ayır[mak])"tan "borur" gibi...
Dün Ücra ve Tesmeralsekdiz için Yakın'daydım. Son iki ayda şiir kitaplarının rafları ikinci kez değişti. Yakın zamanda ÖSS-LGS-ALES-TÜS-YMS-LES-YDS-YMS kitaplarının yanına geçirebilirler. Ön ve vitrinik raflarda ise Kürt politikası (çok üzmeyerek) ile (anaparaca) Sekrıtvari kitaplar göze çarpıyordu (Nil Gün ablanın fare tuzakları, Ferrarisiyle artık ne yaptığını anlayamadığımız bilge, Ebru Şallı ile pilates, vb.) (çok üzerek).
Şiirimiz mor külhanimiş abiler
Daktiloya çekilmiş şiirleri buldum. Daha önce nasıl da farkedememiştim. Mor kapaklı olduğuna yordum. Birkaç hafta önce yapılan bilimsel bir çalışmayla da kanıtlanmış. Morsu/pembesi kapaklı kitapları erkek okuyucular almazmış. Everest'e sesleniyorum yaptığınız yanlış, hemen bunu telafi edin. Nilgün Marmara gibi bir şair grisi/siyahsı kapakları hakediyor.
Pipet
Bugün yeni birşey daha öğrendim. Pipet ilk çağlarda ayraç olarak kullanılırmış. Latince pipe boru demek iken seperatum'a göndermeyle buradaki kelime kökünün son harfi alınarak pipet denmiş. Kötü bir çeviriyle "boru"+"(ayır[mak])"tan "borur" gibi...
17 Ağustos 2009 Pazartesi
Evire çevire dövülecek adamlar

Evrim Kuramı'nın Tanrı algısıyla doğrudan bir bağı olmadığını gözönünde bulundurursak, Evrimci-Yaradılışçı tartışmalarını daha rahat, nesnel bir gözle izleyebiliyoruz.
Kendi davasını hararetle savunan kişiler eğer karşılarındakilere yeterli hoşgörüyü gösteremezse iş mahkemede son buluyor. Tıpkı "Kim-olduğunu-bilirsin-sen" gibi birileri bunlar... Çeşitli isim ve rumuzlarla "evrim aldatmacası"na karşı büyük savaşlar veriyor. (Bu ismi ben telaffuz edemiyorum çünkü ortalıkta serseri mayın gibi dolaşıp, oraya buraya seri davalar açan birisi.)
Geçenlerde, zaman zaman girdiğim Richard Dawkins Vakfı'nın internet sitesinde, gurula dalgalanan bayrağımızı görünce şaşırdım. Buna daha önce dikkat etmemiştim.
Meğer "Harun Yahya" rumuzlu Adnan Oktar, bir dava açarak kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle site hakkında mahkeme aracılığıyla kapatma kararı aldırmış.
Adına internet dediğimiz yarı-anarşi ortamına, özellikle Türkiye, Çin, Rusya gibi paranoyak ve baskıcı devlet geleneğine sahip ülkelerde erişme koşulları zor. Bir de zırt "Atatürk'e hakaret"ten, zırt "Toplumun manevi varlığını taciz"den (Allah'la ilgili konular oluyor bu ikincisi) davalar açılıyor kararlar alınıyor.
İşin asıl ilginç yanı bu kararlar "yüce türk halkı" adına alınırken, sözügeçen halkın bu kararlara (çoğunluğunun) uymaması hukuk anlayışının toplumumuzdaki yerini de tartışılır hale getiriyor.
Halbuki toplum, seçme şansı kendisine verildiğinde, "kimin daha şarlatan olduğu"nu belirlemeye çalışmaktan, yargıyla elde edeceği güvenlik ve yurduna bağlılığının vereceği duyumlardan daha büyük bir haz almaktadır.
Halk kendine dayatılandan çoğu kez sıkılmaktadır. Tanrı'nın karşısında gündelik hayatını O'nu aldatarak yaşamayı seçer. Evrim'den yahut gündelik hayatın dinden ayrışıklığından söz ettiğinizde inançları kabarır. Gösterişli nutuklar atarlar, herkesin önünde sizi bastırırlar. Toplumun geri kalanı da tüm ikiyüzlülüklerini koruyarak o anda göreve çağırırlar, misyonlarını yerine getirirler. Herşey yatışınca da gündelik inançsız yaşamlarına geri dönerler.
(Bir artı değer birimi olarak) Para sahipleri göğüslerini gere gere iyilik yapmaktan çekinmezler. İkiyüzlü toplum da bunu bir marifet sayarak bu kişilere taparlar. Sonuçta Sabancı denen tüccarlar da fakir babası olup çıkarlar. Bu noktada hiçkimse bir elinin verdiğini öbür elinin görüp görmemesini umursamaz. Allah'ın yerini de günümüz kapitalist-kent toplumunda para aldıysa, "Kapitalizm adama önce eşeğini kaybettirir, sonra buldururmuş" demek kalıyor geriye.
Ortaya çıkan din tüccarlarının hiçbiri gerçek inanca sahip değildir. Din'i sadece bir değişim aracı olarak gören insan ile şiiri sadece değişim aracı olarak gören şair arasında belirgin bir fark göremeyiz. Eğer şair yazdıklarında(/yaptıklarında) içten* değilse yaptığı iş'in okuyucu/tüketici gözünde (sanatsal) artı değeri bulunmadığını bilmelidir. Başkalarını biçimci-halk düşmanı diye aşağılayan adamla komünist-islam düşmanı-vb. aşağılayan adam arasında fark yoktur.
Ayet parodisini eleştiren bir müslümanın, örneğin, "sizden yüz çeviririz" gibi bir ifadeyi kullanması da ironiktir. Yani Kur'an'ı dilinize dolamayın diyen adamların, Kur'an'ı dillerine dolayarak yanıt vermeleri herşeyden önce samimiyetsizdir, popülisttir. Ve bu popülizm tek anlamlıdır, kıvırılamaz. İşine geldiği gibi algılanamaz.
Eğer kelimelerin anlam vermede yetersizliğine de sığınacak olunursa, o halde anlam'a karşı mücadelede biçim'den yana saf tutmak gerekir. O halde de biçimin öcü-hayalet olmadığını, halktan kopuk olmadığını anlar, Kelime'yle derdi olanlara Buñuel filmlerini çağrıştıran komik tepkiler vermezsiniz.
Halkla neyi bağdaştırdığınız da meçhulse bugüne dek, o zaman ortada ciddi bir sorun dahi yok demektir. Kim bugüne dek halkçı olanı içselleştirmiş? Devleti kuran, dönüştüren Cumhuriyet Halk Partisi, en parlak dönemlerinde dahi çoğunluk tarafından statüko kabul edilmiş (farketmeden) ve buna karşı hep "karşı taraf"ı desteklenmiştir. Çünkü halk gözünde halkçılar; halk satan kişilerdir.
Artık daha fazla sosyal tespit yapamayacağım. Benim işim değil. Benim işim davranış değil, bilinç altı olacaktır.
Haydi amorf şiire. Kendi algılarımıza.
Gerçi elbette tarih sizleri aklayacaktır. Çünkü politika tarihi yöneltir. Bizlerse kendi yollarımızda yalnız yürümeye devam edeceğiz.
*burada sözü edilen içtenlik, samimiyet ifadeleri nesnel anlamda, yan anlamlardan bağımsız ve otomatik anlamda kullanılmıştır.
15 Ağustos 2009 Cumartesi
Ne la bu?
İşte böyle sevişirken tam cennetliğiz
bazı yenlgilerimizi kendimiz yenmek
kapıda bırakalım günaydınım.
Bu siz kapı önlerindeki
hepimiz etniksiniz.
Var ya öteki tarafta hepinizi
topluma kazandıracaklar.
day dey man men
Sana her kesimden bir program sunuyorum.
Kırmızı gözlük bir kız geçiyor uzdüşümden
biliyorum bu asla iyi atılan bir tablo donamayacak.
Donamayacak hiçbir silah bu ülkeyin armadasını.
Radyonun ortasını dinleyenler
genelleyin kabasının insanlara
insanlar
ben
ortobeta ve parazeta
Beyaz kilit bozuk etek erdenlikin.
YOU'RE THE CHOPPER OF THIS LOVE.
Ben bier rengli ryuyayım senseabire Caçapa.
bird flying
when howler lying at sky poeteyed fares
fare.
Bu sıralar lirik atıyor Birgül'ün baladı.
Ellerimde develer
topum da kırıklı cam.
bazı yenlgilerimizi kendimiz yenmek
kapıda bırakalım günaydınım.
Bu siz kapı önlerindeki
hepimiz etniksiniz.
Var ya öteki tarafta hepinizi
topluma kazandıracaklar.
day dey man men
Sana her kesimden bir program sunuyorum.
Kırmızı gözlük bir kız geçiyor uzdüşümden
biliyorum bu asla iyi atılan bir tablo donamayacak.
Donamayacak hiçbir silah bu ülkeyin armadasını.
Radyonun ortasını dinleyenler
genelleyin kabasının insanlara
insanlar
ben
ortobeta ve parazeta
Beyaz kilit bozuk etek erdenlikin.
YOU'RE THE CHOPPER OF THIS LOVE.
Ben bier rengli ryuyayım senseabire Caçapa.
bird flying
when howler lying at sky poeteyed fares
fare.
Bu sıralar lirik atıyor Birgül'ün baladı.
Ellerimde develer
topum da kırıklı cam.
Etiketler:
aşk,
gönül,
gönül bahçesi,
gözyaşı,
kan,
kasap,
sevda,
sevda şiirleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)